Spor Toto Türkiye Boks Ligi'nde ilk gün müsabakaları tamamlandı

Yerli ve Milli Dünya Şampiyonu - İhtimaller Denizi

'Neredeyim bilmiyorum/Her taraf sisler içinde/Ateşim yok yanıyorum/İhtimaller denizinde'
Memleketin en müstesna Rock gruplarından Yüksek Sadakat' e ait bu güfte ile bahsi geçen denizde uzun ve zorlu parkur yüzüşünü gerçekleştirmeye en yakın sporcumuzun 3. raundun sonunda bana hissettirdikleri ne yazık ki benzer. Muhtemelen yerden kalkmaya çalışırken Avni Yıldırım da buna benzer şeyler hissetmiştir.
Yıllar yılı profesyonel boks arenasında sayıları bir elin parmağını geçmeyecek Türk boksör, bizleri bu denizden karaya ulaşma ve hatta çıktıkları karada bir yaşam formu oluşturma konusunda heyecanlandırdı. Yaşam formundan kastım, anlaşılacağı üzere, bu büyük arenada söz sahibi olacak yeni boksörler, antrenörler, organizatörler, tesisler ve hatta turnuvalar çıkarabilmekti. Ama olmadı. Temel boks becerilerini farklı kuşaklarda göç ettikleri Avrupa ülkelerinde edinen Türk ailelerinin çocukları ve onların elde ettiği başarılar şüphesiz gurur vesilesi oldu. Fırat Arslan' ın WBA kemeri, daha eskilerden (şimdinin önemli antrenörlerinden) Oktay Urkal' ın çıktığı WBA ve WBC kemer maçları (toplam 4 şampiyonluk maçının tamamını kaybetti gerçi), yine Mahir Oral' ın kaybettiği 2 IBF şampiyonluk maçı, farklı bir kulvarda mücadele etse de Gökhan Saki gibi K-1 Şampiyonları göğsümüzü kabartan örnekler. Ancak başlıkta da vurgu yaptığımız popüler tanımlamaya haiz yerli ve milli bir şampiyon adayı bile çıkaramadık. Rahmetli Sinan ve Selçuk Aydın buna en çok yaklaşan iki boksörümüzdü ve son aday adayımız da ne yazık ki, ilk şansını, fotoğrafta görüldüğü üzere pek iyi değerlendiremedi. İlk şans diyorum çünkü bu denli kısa zamanda bu noktaya ulaşma başarısı göstermiş ve bu kadar genç bir boksörün mutlaka ikinci ve hatta üçüncü şansı olacaktır. İşte denizin en dalgalı, akıntının en güçlü ve hatta en pis olduğu nokta tam da burası. Neden mi?


Sinan Şamil Sam, Selçuk Aydın, Odlanier Solis, Yuriorkis Gamboa, Erislandy Lara, Guillermo Rigondeaux, Juan Carlos Gomez, Yunier Dorticos, Atagün Yalçınkaya.. Tüm bu boksörlerin ortak paydası olan isimse, tarzı, söylemleri, icraatları, kavgaları ile tüm dünyada (misal Küba) tartışılan; Ahmet Öner. Fatih Akın' ın belgeselini (veya filmini) çekmeyi isteyecek kadar renkli bir şahsiyet ve kurtlar sofrası boks arenasında, tüm yetenekli Türk boksörler (ve hatta Kübalılar) için bir velinimet. Ama ortada bir sorun olduğunu düşünenlerin sayısı (ben dahil) hiç de az değil. Şöyle ki; yukarıda adı geçen, hemen hepsi amatörde çok önemli başarılara imza atmış, profesyonelde de büyük potansiyeli olan boksörler, yolları Öner ile kesiştikten sonra iki ayrı güzergahı seçtiler (ya da iki güzergahtan birini tercih etmek zorunda kaldılar). İlk grup, parlak bir kariyer girişinden belli bir süre sonra yollarını ayırıp farklı ölçülerde de olsa çok başarılı oldular (Rigo, Dorticos, Gamboa, Lara). Yazık ki Türk boksörlerin çoğunlukta olduğu ikinci grubu ise, yola Ahmet Öner ile devam edip kritik eşiği bir türlü aşamayanlar oluşturuyor (Başta Solis, Selçuk, Sinan, Atagün). Bu gruptaki sporcuların bir ortak özelliği de ünlü organizatör (ve bazen de antrenör) ile dalgalı seyirli, çoğu zaman da çalkantılı ilişkileri. Burada Sinan Şamil Sam' ı ayrı bir yere koymak gerekebilir, zira başka faktörlere ihtiyaç duymaksızın, büyük yeteneğine ihanet ederek sürdürdüğü çok da profesyonelce olmayan seçimleri, onu sadece bir büyük kemer maçından etmekle kalsa, bu kadar üzülmezdik. Onunla ilgili konuşulacak, yazılacak çok şey var ama Ruhu şad olsun demekle yetineceğim. Bu konuda olayın tarafı olmayan birinin sağlıklı yorum yapması doğru değil belki ama Selçuk Aydın'ın veya kariyerini noktaladıktan sonra Sinan' ın, Öner ile ilgili demeçlerini de es geçmemek lazım . Solis mevzusuna hiç girmiyorum, nitekim boks dünyasında onun potansiyeli hakkında yanılmayan veya hayal kırıklığına uğramayan tek bir otorite yoktur sanırım.
Tıpkı Selçuk gibi ama ondan daha hızlı bir yükseliş çizgisinde olan Avni Yıldırım için o büyük hayal kırıklığı biraz erken karşımıza çıktı. Belki de en hayırlısı oldu ama esas mevzu potansiyelli genç bir boksörün, daha potansiyelli ( belki de potansiyelini maksimize etmiş) başka bir boksöre nakavt olması değil. Böylesi bir yenilgiyle yüzleşmek zorunda kalan o kadar çok efsane isim var ki..Mevzu, gidiş yolundan puan alınamıyor oluşu. Yani biz bu filmi gördük sanki. Selçuk Aydın da belli bir dönem iyi antrenörlerle çalışamamaktan şikayetçi idi-kendisinin Soto Karas ile yaptığı maç öncesi Adam Booth ile kısa bir dönem çalıştığını olumlu bir örnek olarak hatırlamakta fayda var-. Eubank Jr maçı sonrası basın toplantısında Ahmet Öner' in ''ondan beklediklerimizi ve çalıştığımız şeyleri yapmadı, kendi bildiği gibi dövüştü, kapalı yumruklar ve direkler yerine açık yumruklar savurdu'' mealindeki açıklamaları ringde ortaya çıkan görüntü ile uyuşuyordu belki ama canlı yayında bizim köşeden gelen talimatlar (kulaklarım beni yanıltmıyorsa) ''vur Avni, bastır Avni, niye vurmuyorsun Avni, yoruldun mu Avni'' den ibaretti. Durumdan vazife çıkararak ifade etmeliyim ki; Ahmet Öner önemli işlere imza atmış bir organizatör ama boksörünü bu kadar sahiplenmesi veya yakın ilişkiler kurması o kadar da iyi bir yaklaşım olmayabilir. Olumlu gibi görünen bir eylemden olumsuzluk çıkartabilmek de çokça biz Türklere mahsus bir durum. Belli ki bu adamın yetenek havuzundaki eksik taraflarını düzeltmek bir kenara, iyi yönlerini geliştirmekten uzak bir hazırlık dönemi söz konusu. O vakit sorunu ve çözümü bu noktada aramak, kısaca, bu işte gerçekten rüşdünü ispat etmiş birilerini bulup, elindeki yeteneği onlara emanet etmek en doğru yaklaşım. Ahmet Öner tıpkı iyi bir boksörün yapması gerektiği gibi, iyi yaptığı işlere, yani ecnebi deyimi ile ''promotörlüğe'' odaklanmalı. Abi-kardeş, Baba-oğul, canım-ciğerim anlayışı bu seviye ile pek de örtüşmüyor. Sonuçta hala çok genç ve büyük potansiyele sahip bir boksörden bahsediyoruz. İyi bir planlama ve moral motivasyon maçı yerine gerçek 'test' niteliğinde rakiplerle geçirilecek sıkı bir hazırlık dönemi, Avni' yi kıyısından döndüğü başarıya ve daha fazlasına ulaştırabilir. Aksi takdirde, kendisini ihtimaller denizinde yönünü kaybetmiş ve hatta derinliklerde nefessiz bir halde bulabilir.

Diğer Haberler